| Küçüklüğümden beri hayvanlara olan düşkünlüğüm hiç bitmedi.6 yaşımdan beri köpeğimin veya kuşlarımın olmadığı hiç bir zamanı hatırlamıyorum.Zaman geçtikce arkadaşlarımla ve ağabeyimle birlikte ava'da gitmeye başladım.(Her ne kadar küçükken avcılığa karşı olsamda.) Fakat hiçbir zaman et avcısı olmadık.Bizim için av haftasonunda işin stresinden kurtulup köpeklerimizle birlikte doğada yapılan gezintilerdi.Bu avcılık tutkusu bana av hayvanlarını , onların yaşama ortamlarını tanıttı ve bana onları daha fazla sevdirdi.Gördümki Türkiye'miz bir kuş cenneti fakat yasak avlanma , hatalı tarım politikaları ülkemizin doğal kaynaklarını olumsuz şekilde etkilemiş.Bundan fazla değil sadece 30-40 yıl öncelerine kadar dağlarımızda geyikler , karacalar , alageyikler , leoparlar , saz kedileri , urkeklikler orman horozları , toylar ve bunlar gibi onlarca çeşit hayvan büyük adetlerde bulunurken, şimdi ülkemizdeki toplam karaca sayısı 1000-2000 arasındadır.Bulgaristan'da her yıl 10-20 bin karacanın av turizimi çerçevesinde rezerv fazlası olarak avlandırıldığı düşünülürse ülkemizin doğal rezervlerinin durumu ortaya çıkar. | |
![]() |
![]() |
|
1995 yılında bir büyüğüm bana bir tane dişi yerli sülün hediye
etti.İşte ne olduysa ondan sonra oldu.Ben bu dişiye eş bulmak için önce İzmir'i
daha sonra İstanbul'u araştırdım ve bazı
hayal kırıklıklarından sonra topal ayaklı bir
erkek yerli sülün buldum.Bir tahta kutuyu termostat
bağlıyarak 75 watt ampulle ısıtarak ilk kuluçka makinemi yaptım.O sezon 24
adet sülün yavrusu büyüttüm . İşim gereği sık sık Bursa ve İstanbul'a giderken Uluabat gölünün kıyısındaki Mustafa bey'in Kuş Cennetini gezdim. Orada 5-6 çeşit sülün ve tavuskuşu görünce karar verdim ; ben de sülün çeşitleri yetiştireceğim. Bu olay bana cesaret verdi ve İstanbul ' a gittikçe daha başka sülünlerde almaya başladım.Her kitapçıya gittiğimde ne kadar kuşlarla ilgili yabancı kitap varsa aldım ve onlardan faydalanmaya çalıştım.Daha sonraları internetin yaygınlaşmasıyla oradan bilgi edinmeye dışarıdan sülünlerle ve diğer kuşlarla ilgili spesifik kitaplar ve posterler sipariş etmeye başladım.Artık bu kuş tutkum o kadar büyümüştü ki kendi yapmış olduğum kuluçka makinalarının randımanları beni tatmin etmemekte ve daha iyi makinalar araştırmaktaydım. Sonuçta 1998 yılının 19 mayıs günü ilk yarı profesyonel kuluçka makinemi aldım ve bu bana büyük bir hız verdi. |
|
|
|
Fakat aldığım bu çeşitlerle ilgili hiç bir yazılı kaynak bulamıyordum.Şu anda 80
çeşit ve 900 'ün üzerinde hayvanım var.Fakat esas amacım sülün , urkeklik ,
turaç , kumkekliği , toy , orman horozu ve bağırtlak gibi anavatanı Türkiye
olan kuşlarımızı üreterek çoğaltmak ve yeterli sayıya ulaştıktan sonra
Orman Bakanlığı ile iletişim kurarak doğaya bırakmaktır. Fakat burada dikkat
edilmesi gereken şey doğaya salınacak olan hayvanların ülkemizin gen havuzundan
gelmiş olmasıdır.Yani çiftliklerde üretilen yerli sülün denilen hayvanlarla
Anadolu'muz da yaşayan sülün'ün (Phasianus colchicus
colchicus) hiçbir alakası yoktur.2000
yılında WPA (Dünya Sülün Birliği) üyesi oldum.Bu birlik tüm
dünyadaki sülün , keklik , bıldırcın , turaç , urkeklik , orman horozu
gibi hayvanların anavatanlarında korunması ile ilgili birçok projeye destek olup tüm
dünyadaki üreticilerin bilgilerinin birbirlerine ulaşmasına yardımcı |
|